Bak noldu şimdi ? diyerekten devam ettirmek istiyorum bu sözü. SAP inovasyon forumu oldu hani bizim aslan Timo Elliot geldi , çok da severim adamı sorduğum her soruya tek tek cevap verdi, hatta bir soruma great question diyerekten epey havalandırdı beni. Neyse efendim o forumda; inovasyon, analitik, kolabrasyon, big data, hana , insansız BI araçları ve benzeri terimler teknolojiler havalarda uçuştu. İş analitiğinin ne denli önem kazandığı aslında gözümüze gözümüze sokuldu o forumda. Heh işte bu analitik ne ara fırladı ne ara bu kadar önemli oldu, bir iş zekası vardı ona ne oldu ? dediğinizi duyar gibiyim, ufak ufak değinelim bunlara.

Top Technology Priorities of CIOs, Gartner

İş zekasındaki fırlamaya bakın! Ulan sektör de ne ekmek var be. Gerçi bunların bizim ülkeye yansıması bu kadar çabuk olmaz, adama diyosun BW var BO var bak gel raporlar buradan alalım, yöneticiye hala ALV’yi excele indirerek grafiğe döküp veriryorsunuz bu iş böyle olmaz diye ama nafile, adam diyo ki, “ben bunu yazdırrım abapçıya ya ne gerek var, excelde raporlarız biz bunu“. Burada sorun ekonomik olmaktan öte bence biraz kültürel. Belki de, insanların “ulan o raporları yaparsa biz ne yapcaz” zihniyetinden çıkıyor ya da gereken ilgiliyi görmüyor bir şekilde. Girdiğim sunumlardan gördüğüm kadarıyla yabancı müdürlerin iş zekası uygulamalarından etkilenip, onun işe yarayabileceğini düşünme oranı türk katılımcılardan kat kat daha fazla. Hatta ilk sordukları, “çoklu dil seçeneği var mı raporlarda” ve ” yapımı ne kadar kolay” soruları oluyor fakat türkler genelde “kaç para” sorusuyla başlıyor soruya.  Bunu, bir önceki soruları kafalarında çözdüklerinden mi soruyorlar yoksa ben dip toplama bakarım bana kaça patlıyor diye mi düşünüyorlar bilmiyorum. Ulan anlamıyorum vallahi anlamıyorum milyon dolarlık firmaların, belki de karar mekanizmalarında merkeze oturtacakları bir iş zekası platformunun olmayışını anlamıyorum arkadaş ya, yani şu lafları duyunca etrafa bakıyorum “taş yok mu lan taş” diye. Neyse arkadaş, şimdi biz yukarıda öncelik sıralamasını döktüydük, tabi teknolojik açıdan, peki iş anlamında biraz teknolojiden sıyrılırsak, iş alanında sıralama nedir dersek, şöyle bir tablo çıkıyor.

  Tamam biraz klişe bu iş önceliklerinin sıralanışı. Her şirket az çok böyle ister fakat bizi ilgilendiren “veri” kısmından devam edelim.  2005 yılında 150 exabyte’lık veri oluşturulmuş tüm dünyada, bu değer 2011 yılında 1200 exabyte. Yıllar geçtikte depolanan veri lineer olarak değil neredeyse logaritmik olarak artacak!. Gel gelelim olay eninde sonunda bu verileri, “structured data” formatına çevirip akabinde raporlanabilir hale getirmek. Büyük büyük şirketlerin, verileri de büyük olacağı için, bunları raporlanması da bir o kadar zor fakat önemli olmasından mütevellik, SAP HANA gibi, in memory teknolojiler karşımıza geliyor. Şimdi adamlar tabi, iş analitiklerini karar alma mekanizmalarının neredeyse ortasına yerleştirmişler. BSH’ın CIO’su Jurgen Sturm’ın bir videosunu izlemiştim, adam elinde IPAD açmış business explorer’ı karlılık analizinden vs bahsederken yakın zamanda trafik bilgisinin de anlık olarak alınıp müşteriye ürünlerinin ne kadar zaman sonra ulaştırabilecekleri bilgisini verebileceğinden bahsediyordu. Vizyon sahibi adamlar. Hal böyle olunca analitiğin önemi de git gide artıyor. Şöyle bir grafik koyalım marketteki yerini belli etmek adına.

 

2009′dan sonra pazarda hızlı bir tırmanışa geçen iş analitikleri, bu big data, in-memory, collaboration, real real time gibi terimlerle  zaten iyice voleyi vurdu açıkçası bu tırmanışın daha da artacağından hiç şüphem yok. Bu “alv den verileri çekip biz excelde zaten bu raporları alıyoz” diyen güruha çok takılmamak lazım. Charles Darwin‘in doğal seçilim kuramından yola çıkaraktan bu excelci tayfanın zaten zamanın zorunluluklarından da bu kültürden uzaklaşacağını düşünüyorum. İleride bu tavırlarını “biz zamanında böyle böyle diyoduk yanlış etmişiz” diye anlatacaklarını düşünüyorum açıkası.

Tamam hacı iyi güzel de, ne zor ? Yani yok mu bi zorluk burada. Evet var, şöyle bir grafik koyayım da açıklayayım.

whatshard

 

Zor dediydik heh evet, şimdi adama bakıyorsun MM düzgün çalışmıyor, veri kırk ayrı yerden geliyor dağınık entegrasyonlar patlak düzgün yapılmamış gibi bir sürü sorun varken, Z’li geliştirmelerin sonu gelmemişken, ERP adam akıllı oturmamışken tabi gelip de iş zekasından bahsetmek mümkün değil. Standarda hayvan gibi müdahale edilen sistemlere sinir olurum zaten. Ulan, oraya enhancement, buraya repair, şurada zli tablo derken boku çıkıyor. Bi stok raporu çekecen, “ehehe çektik ama aslında şu belge türlerinin her satırda şu işleme girmesi lazım, sonrada -1 le çarpılıp toplanması lazım bi standarda müdahale etsek bilen bey olur mu” gibi sistemin anasını belleyen yüzlerce mantık silsilesi içinde çıkıp da iş zekasından bahsetmek, “satış verilerini çekiyoruz ama şu raporda sadece 01.02.2011 kayıtları için şu işemleri yapalım, sonrada 2007 den sonraki kayıtlar için şu belge türlerini hariç tutalım orada bi repairimiz vardı bizim de onları da hesaba katalım” gibi sistemin her tarafına Z’li işlemlerin girdiği bir yapıda tabi ki mantıklı işler yapmak çok zor. Sonra vay efendim basit bie BW raporu niye bu kadar uzun sürdü, yapılamadı, sürer tabi.

Ulan ben de yazıyorum sanki yıllardır iş zekasının içindeyim, kolabrasyonlar , inovasyonlar , hanalar, real timelar, benden sorulur. Yok arkadaş ya vallaha yok   tamam iş zekası falan da yapıyoruz da, arada böyle abap işleri yapıyorum ya deliriyorum. Kendimi doğan görünümlü şahin gibi hissediyorum. Hani arabanızın önüne bi şahin parkeder, en azından siz şahin sanırsınız, sonra dersiniz “beyler şu şahini bi alalım da kaçayım ben“, orada muhabbet eden altı tane iri kıyım kadrolu apaçilerden biri “şahin değil doğan o ” diye sizi düzeltir ya, hah işte benim de “abapçı değilim ben iş analitikleri danışmanıyım ” diye düzeltesim geliyor şirketin planlayıcısını .

Neyse efendim, iş zekasının ne kadar önemli olduğunu en azından o şirketlerin CIO’larından ya da ne biliyim forumlarda kalkıp konuşan, bişiler yazıp çizen üst düzey yöneticilerinden görebiliyoruz az çok en basit örnek olarak Jurgen Sturm’u verebiliriz BSH’ın CIO’su olarak, videolarını bulabilirsiniz zaten BSH’ın sitesinde. Türkiye’de önemsiz mi, tabiki de önemli lakin, çok da ön plana çıktığı söylenemez. Zira olay sadece IT personelinin, satış raporlarını çıkarıp müdüre vermesi değil olay, bir bilinç olarak iş analitiğinin müdüründen analistine kadar yerleşmesi. Bu konuda Türkiye’de ciddi bir sıkıntı olduğunu düşünüyorum.

 

Leave a reply

 

Your email address will not be published.